Hollanda Hastalığı
Hollanda Hastalığı nedir?
Burada kastedilen hastalık bizim anladığımız türde bir hastalık kesinlikle değildir. Burada bahsedilen durum ekonomik bir sıkıntıdır. İlk defa Hollanda da incelendiği ve gözlemlendiği için bu ekonomik problemin adı Hollanda hastalığı olarak kalmıştır.
Bu problemi biraz daha ayrıntılı olarak incelemek istersek.
Hollanda topraklarında 1960'lı yıllarda yeni bir doğalgaz ve petrol rezervi bulunmuştur. Buna bağlı olarak Hollanda için yeni bir gelir kaynağı ortaya çıkmıştır. Hollanda da bulunan bu rezervlere yeni bir refah kapısı olarak bakılıyor, başlarda da öyle oluyordu. Hollanda bu doğal kaynağa bağlayarak ticaret hacmini arttırmıştır. 1970'li yıllarda da bir petrol krizi ortaya çıkınca Hollanda bulduğu yeni rezerv kaynakları sayesinde önemli bir ihracatçı ülke haline gelmiştir. Bu dönemde Hollanda'ya kısa sürede yüksek miktarda döviz girdisi olmuştur ve dış ticaret bakımından bakarsak önemli bir kazanç sağlamıştır. Ülke ticaret bakımından önemli bir güç haline gelmiştir. Bu zengin ticaret sonucunda Hollanda'nın yerli parası olan florinin değeri de diğer para türleri karşısında değer kazanmış durumdadır. Parası değerlenen Hollanda için ithalat yapmak eskiye göre daha kolay hale gelmiştir.
Bu dönemde tarımsal üretim ve sanayi kolu üretimi büyük sekteye uğramıştır çünkü kaynakların büyük kısmı bulunan rezerv üzerinde toplanmış durumdadır.
Bir yandan Hollanda tüketimini de tamamen ithalata dayandırmaya başlıyor ve ithalata bağımlı bir ülke haline gelmiş oluyor. Artık eskisi gibi ihracat hacmi yüksek bir ülke değildir çünkü yurt içi üretimi düşüktür. Ulusal parası da diğer paralar karşısında değerli olduğu için Hollanda'dan ürün almak pahalı hale gelmektedir. Kısacası ithalatı ihracatının önüne geçmiştir ve Hollanda'nın cari açığı gittikçe artmaktadır. Üretimi büyük ölçüde azalmış dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Ülkenin GSYH'sı da büyük oranda düşmüştür. Bütün bu olaylar zinciri sonrasında başta büyük bir zenginlik olarak bakılan bu doğal kaynak rezervleri tam bir kabus durumuna gelmiştir. Ülkeye yarar sağlaması gerekirken büyük bir zararı dokunmuştur. GSYH'sı düşmüş, üretim kapasitesi azalmış, Hollanda'da işsizlik oranları da artmış durumdadır.
Hollanda hastalığını özetlemek gerekirse:
Bu hastalığa yakalanmamanın bir kaç yöntemi vardır. Birincisi bu doğal kaynaklardan gelen gelirleri belirli bir fon adı altında toplamaktan ve bu parayı harcamamaktan geçiyor. İkinci ve en önemlisi ise yüksek gelir elde edilen bu dönemde harcamalarımızı arttırmayıp, ithalatımızı aynı oranda tutabilmekten geçiyor. Görüyoruz ki Hollanda'nın da en büyük hatası buydu tamamen dışa bağımlı bir ülke durumuna gelmesi sonucunda büyük bir krizle karşı karşıya kalmasıydı.
Burada kastedilen hastalık bizim anladığımız türde bir hastalık kesinlikle değildir. Burada bahsedilen durum ekonomik bir sıkıntıdır. İlk defa Hollanda da incelendiği ve gözlemlendiği için bu ekonomik problemin adı Hollanda hastalığı olarak kalmıştır.
Bu problemi biraz daha ayrıntılı olarak incelemek istersek.
Hollanda topraklarında 1960'lı yıllarda yeni bir doğalgaz ve petrol rezervi bulunmuştur. Buna bağlı olarak Hollanda için yeni bir gelir kaynağı ortaya çıkmıştır. Hollanda da bulunan bu rezervlere yeni bir refah kapısı olarak bakılıyor, başlarda da öyle oluyordu. Hollanda bu doğal kaynağa bağlayarak ticaret hacmini arttırmıştır. 1970'li yıllarda da bir petrol krizi ortaya çıkınca Hollanda bulduğu yeni rezerv kaynakları sayesinde önemli bir ihracatçı ülke haline gelmiştir. Bu dönemde Hollanda'ya kısa sürede yüksek miktarda döviz girdisi olmuştur ve dış ticaret bakımından bakarsak önemli bir kazanç sağlamıştır. Ülke ticaret bakımından önemli bir güç haline gelmiştir. Bu zengin ticaret sonucunda Hollanda'nın yerli parası olan florinin değeri de diğer para türleri karşısında değer kazanmış durumdadır. Parası değerlenen Hollanda için ithalat yapmak eskiye göre daha kolay hale gelmiştir.
Bu dönemde tarımsal üretim ve sanayi kolu üretimi büyük sekteye uğramıştır çünkü kaynakların büyük kısmı bulunan rezerv üzerinde toplanmış durumdadır.
Bir yandan Hollanda tüketimini de tamamen ithalata dayandırmaya başlıyor ve ithalata bağımlı bir ülke haline gelmiş oluyor. Artık eskisi gibi ihracat hacmi yüksek bir ülke değildir çünkü yurt içi üretimi düşüktür. Ulusal parası da diğer paralar karşısında değerli olduğu için Hollanda'dan ürün almak pahalı hale gelmektedir. Kısacası ithalatı ihracatının önüne geçmiştir ve Hollanda'nın cari açığı gittikçe artmaktadır. Üretimi büyük ölçüde azalmış dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Ülkenin GSYH'sı da büyük oranda düşmüştür. Bütün bu olaylar zinciri sonrasında başta büyük bir zenginlik olarak bakılan bu doğal kaynak rezervleri tam bir kabus durumuna gelmiştir. Ülkeye yarar sağlaması gerekirken büyük bir zararı dokunmuştur. GSYH'sı düşmüş, üretim kapasitesi azalmış, Hollanda'da işsizlik oranları da artmış durumdadır.
Hollanda hastalığını özetlemek gerekirse:
- Doğal kaynak bulunuyor.
- Ülke ticaretini arttırıyor.
- Ülkeye döviz girdisi artıyor.
- Hollanda parası değerleniyor.
- Diğer ülkeler için Hollanda'dan mal almak pahalı hale geliyor.
- Hollanda için ithalat yapmak ucuz hale geliyor.
- Hollanda'nın ihracatı azalıyor ithalatı artıyor.
- Dışa bağımlı hale geliyor.
- Hollanda'nın GSYH'sı düşüyor.
- Üretimi azalıyor.
- Ülke tamamen bir kriz ortamına girmiş oluyor.
Bu hastalığa yakalanmamanın bir kaç yöntemi vardır. Birincisi bu doğal kaynaklardan gelen gelirleri belirli bir fon adı altında toplamaktan ve bu parayı harcamamaktan geçiyor. İkinci ve en önemlisi ise yüksek gelir elde edilen bu dönemde harcamalarımızı arttırmayıp, ithalatımızı aynı oranda tutabilmekten geçiyor. Görüyoruz ki Hollanda'nın da en büyük hatası buydu tamamen dışa bağımlı bir ülke durumuna gelmesi sonucunda büyük bir krizle karşı karşıya kalmasıydı.
Yorumlar
Yorum Gönder